James Arthur - Sermon (ft. Shotty Horroh) Şarkı Sözleri ve Türkçe Anlamları

James Arthur - Sermon (ft. Shotty Horroh) Şarkı Sözleri ve Türkçe Anlamları

You don't have to say you're sorry
- Üzgün olduğunu söylemene gerek yok
Or redeem yourself to me, oh
- Ya da kendini benden kurtarmana
I'm not asking for confessions
- İtiraflar için sormuyorum
You don't even have to speak, no
- Hatta konuşmana bile gerek yok, hayır
I need you to feel that you're more than enough
- Sen yeterde artarsın ki bunu hissetmene ihtiyacım var
I already know you're deserving of love
- Senin aşkı hakettiğini zaten biliyorum
There's not a question that you are the one that I need
- Bu bir soru bile değil ki sen ihtiyacım olan tek şeysin
These are my words
- Bunlar benim kelimelerim
This is my voice
- Bu benim sesim
That is my sermon
- Bu benim vaazım
Give me your heart
- Bana kalbini ver
Give me your pain
- Bana acını ver
Give me your burden
- Bana yükünü ver

Coz I can take anything that you can give
- Çünkü bana verdiğin herhangi bir şeyi alabilirim
Forgiving everything that you did
- Yaptığın her şeyi bağışlıyorum
These are my words
- Bunlar benim kelimelerim
This is my voice
- Bu benim sesim
That is my sermon
- Bu benim vaazım
My sermon, yeah, my sermon, yeah
- Benim vaazım, evet, benim vaazım, evet
My sermon, yeah, my sermon, yeah
- Benim vaazım, evet, benim vaazım, evet
Oh, time to turn this wine to water, yeah
- Oh, bu şarabın suya dönüşme zamanı, evet
Time to turn this gold to lead, oh
- Bu altının kurşuna dönüşme zamanı, oh
Time to stop taking this for granted, oh
- Verileni almayı durdurma zamanı

I need you to feel that you're more than enough
- Sen yeterde artarsın ki bunu hissetmene ihtiyacım var
I already know you're deserving of love
- Senin aşkı hakettiğini zaten biliyorum
There's not a question that you are the one I need
- Bu bir soru bile değil ki sen ihtiyacım olan tek şeysin
These are my words
- Bunlar benim kelimelerim
This is my voice
- Bu benim sesim
That is my sermon
- Bu benim vaazım
Give me your heart
- Bana kalbini ver
Give me your pain
- Bana acını ver
Give me your burden
- Bana yükünü ver
Coz I can take anything that you can give
- Çünkü bana verdiğin herhangi bir şeyi alabilirim
Forgiving everything that you did
- Yaptığın her şeyi bağışlıyorum
These are my words
- Bunlar benim kelimelerim
This is my voice
- Bu benim sesim
That is my sermon
- Bu benim vaazım
My sermon, yeah, my sermon, yeah
- Benim vaazım, evet, benim vaazım, evet
My sermon, yeah, my sermon, yeah
- Benim vaazım, evet, benim vaazım, evet


I don't know nothing about the service the clergy do in the churches
- Din adamlarının kilisede yaptığı hizmetler hakkında hiçbir şey bilmiyorum
I never read the book though I knew the pages were turning
- Sayfalarını çevirdiğim kitabı hiçbir zaman okumadım
I tried to sing the hymns but I couldn't think of the verses
- İlahi söylemeyi denedim ama mısralarını hatırlayamadım
Tried to confess my sins, but I didn't know how to word it
- Günahlarımı itiraf etmeyi denedim ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum
But this is my sermon firstly I'm emotionally drained
- Ama bu benim vaazım, öncelikle duygusal olarak bitkinim
Self-medicating hoping I can cope with the pain
- Kendimi iyileştiriyorum, umarım acıyla başa çıkabilirim
I need a fix coz that'll fix whatever's broke in my brain
- Bir yüze ihtiyacım var çünkü kafamda bozuk her ne varsa düzeltecek
Who am I kidding though, I'm going insane
- Kimi kandırıyorum, hayır deliriyorum
I wrote some quotes on this page, just trying to reach you and I hope you relate
- Bu kağıda bazı alıntılar yazdım, sadece sana ulaştırmaya çalışıyorum ve umarım anlarsın
I'll probably just throw them away
- Galiba onları uzağa fırlatacağım
Coz I don't know what to say
- Çünkü ne diyeceğimi bilmiyorum
I feel weak but I'm supposed to be brave
- Zayıf hissediyorum ama cesur olduğumu zannettim
I seem free but I'm enclosed in a cage
- Özgür gözüküyorum ama bir kafesin içindeyim
Do I continue to ponder over the past thinking
- Geçmişi düşünmeye devam ediyorum
I could've done it better
- Daha iyisini yapamadım
Do I whimper from the future, and buckle under the pressure?
- Gelecekten sızlanıyorum ve baskı altında bükülüyorum
Or do I step to the plate, and go take the chance with my life
- Biliyorum, plakaya adım attım, hayatımla şansını dene

Come face to face with the darkness so I can stand in the light like
- Gel karanlıkla yüzleş böylece ışık gibi durabilirim
When I feel your love upon me
- Aşkını üzerimde hissettiğimde
I know that I am truly blessed
- Biliyorum, gerçekten kutsandım
Sometimes you've gotta face the darkness
- Bazen karanlıkla yüzleşmemiz gerek
To step into the light again
- Sadece ışığa rehberlik et yeniden
These are my words
- Bunlar benim kelimelerim
My voice
- Benim sesim
That is my sermon
- Bu benim vaazım
Give me your heart
- Bana kalbini ver
Give me your pain
- Bana acını ver
Give me your burden
- Bana yükünü ver
Coz I can take anything that you can give
- Çünkü bana verdiğin herhangi bir şeyi alabilirim
Forgiving everything that you did
- Yaptığın her şeyi bağışlıyorum
These are my words
- Bunlar benim kelimelerim
This is my voice
- Bu benim sesim
That is my sermon
- Bu benim vaazım
My sermon, yeah yeah yeah, my sermon, yeah yeah yeah
- Benim vaazım,evet,benim vaazım,evet
My sermon, yeah yeah yeah, my sermon, yeah yeah yeah
- Benim vaazım,evet,benim vaazım,evet
My sermon, yeah yeah yeah, my sermon, yeah yeah yeah
- Benim vaazım,evet,benim vaazım,evet
My sermon, yeah yeah yeah, my sermon, yeah yeah yeah
- Benim vaazım,evet,benim vaazım,evet
That is my sermon
- Bu benim vaazım

Paylaş: