WhoHeem , Lets Link Şarkı Sözleri ve Türkçe Anlamları

Yeah! Huh. Baby. I like you
– Evet! Huh. Bebek. Seni sevdim
I don’t give a fuck ’bout your boyfriend
– Erkek arkadaşın umurumda değil
I like you, I don’t give a fuck ’bout your boyfriend
– Senden hoşlanıyorum, erkek arkadaşın umrumda değil
Come on, let’s link, can’t do what I do, I can beat it up with no hands
– Hadi, bağlantı kuralım, yaptığımı yapamıyorum, ellerim olmadan yenebilirim
Treat you like you monarchy, we can slide out, touch bands
– Size monarşi gibi davranın, kayabiliriz, bantlara dokunabiliriz
Come on, let’s link, can’t do what I do, I can beat it up with no hands
– Hadi, bağlantı kuralım, yaptığımı yapamıyorum, ellerim olmadan yenebilirim
Come on with Heem, come on with Heem
– Heem ile gel, Heem ile gel
Come on, let’s link, come on, let’s link
– Hadi bağlantı kuralım hadi bağlantı yapalım
I like you, I don’t give a fuck ’bout your boyfriend
– Senden hoşlanıyorum, erkek arkadaşın umrumda değil
Come on, let’s link, can’t do what I do, I can beat it up with no hands
– Hadi, bağlantı kuralım, yaptığımı yapamıyorum, ellerim olmadan yenebilirim

Prada baby, she a flocker
– Prada bebeğim, o bir sürü
Don’t let any nigga hit, so they call her a bopper
– Hiçbir zencinin vurmasına izin verme, bu yüzden ona bopper diyorlar
Can’t no bitch top her
– Orospu onun üstünden olamaz
She got a squabble like a nigga, yeah, she get it from hеr father
– Bir zenci gibi kavga etti, evet, babasından anladı
Sex in the City girls
– Şehir kızlarında seks
Nails donе, lemon braids, they’re so pretty, girl, ah
– Çiviler donе, limon örgüler, çok güzeller, kızım, ah
She don’t be in any world
– O hiçbir dünyada yok
Wrong shoe, wrong fit, no Cinderella, girl
– Yanlış ayakkabı, yanlış uyum, Külkedisi yok, kızım
Car basic
– Araba temel
Bro big mad it’s not him that she chasin’
– Bro büyük deli, onun peşinde koşması o değil
Two weeks, he couldn’t find a replacement
– İki hafta, bir yedek bulamadı
He done lost a good bitch, downgraded to a basic
– İyi bir orospu kaybetti, temel seviyeye indirildi

Lane switch
– Şerit anahtarı
Bitch is lucky, call her sour folk ’cause she change
– Kaltak şanslı, ekşi halkını ara çünkü değişiyor
‘Cause she don’t care
– Çünkü o umursamıyor
Sold her nigga, won’t offer it up, notched up
– Onu zenci sattı, teklif etmeyecek, çentikli
Turned off her pipe and then she bossed up
– Piposunu kapattı ve sonra patronluk yaptı
On any bitch head who got an issue
– Bir sorunu olan herhangi bir orospu kafasında
Mace a bitch up, tear your drawers, she might spit too
– Bir orospu topla, çekmecelerini yırtı, o da tükürebilir
Messy, take your nigga if she want to
– Dağınık, isterse zencini al
Give him pussy, got him stuck, he said I love you on the first day
– Ona kedi ver, sıkıştı, ilk gün seni seviyorum dedi
You bitches couldn’t see her on her worst day
– Siz sürtükler onu en kötü gününde göremezdiniz
Fly bitch like first day of school on her birthday
– Orospu onun doğum gününde okulun ilk günü gibi uç
Ooh, she nasty, F-R-E-A-K
– Ooh, o iğrenç, F-R-E-A-K
Ride dick, bicyc’
– Sik, bisiklete bin.
Make a nigga bust in a M-I-N
– M-I-N’de bir zenci baskını yap
Oh, that’s what I like, baby, ah
– Oh, sevdiğim şey bu, bebeğim, ah
That’s what I like
– Sevdiğim şey bu

I like you, I don’t give a fuck ’bout your boyfriend
– Senden hoşlanıyorum, erkek arkadaşın umrumda değil
Come on, let’s link, can’t do what I do, I can beat it up with no hands
– Hadi, bağlantı kuralım, yaptığımı yapamıyorum, ellerim olmadan yenebilirim
I like you, I don’t give a fuck ’bout your boyfriend
– Senden hoşlanıyorum, erkek arkadaşın umrumda değil
Come on, let’s link, can’t do what I do, I can beat it up with no hands
– Hadi, bağlantı kuralım, yaptığımı yapamıyorum, ellerim olmadan yenebilirim
Treat you like you monarchy, we can slide out, touch bands
– Monarşi gibi davran, kayabiliriz, bantlara dokunabiliriz
Come on with Heem, can’t do what I do, I can beat it up with no hands
– Hadi Heem, yaptığımı yapamam, ellerim olmadan yenebilirim
Come on with Heem (Ah), come on with Heem (Ah)
– Hadi Heem (Ah) ile gel Heem (Ah)

Come on, let’s link (Ah), what you tryna do? (Ah)
– Hadi, bağlantı kuralım (Ah), ne yapmaya çalışıyorsun? (Ah)
I like you, I don’t give a fuck ’bout your boyfriend
– Senden hoşlanıyorum, erkek arkadaşın umrumda değil
Come on, let’s link, can’t do what I do, I can beat it up with no hands
– Hadi, bağlantı kuralım, yaptığımı yapamıyorum, ellerim olmadan yenebilirim

Aitana, Cali Y El Dandee Şarkı Sözleri ve Türkçe Anlamları

Que no volveré, que no volverás
– Geri dönmeyeceğim, geri dönmeyeceksin
Que después de un Sol no te veré más
– Güneşten sonra, seni daha görmeyeceğim
Dime que es mentira, que me lo soñé
– Yalansa söyle hayalini kurdum,
Que tú ya no te vas
– Artık gitmediğinin

Que, a partir de hoy, todo es recordar
– Bugünden itibaren, her şey hatırlanır
No te olvidaré, no me olvidarás
– Seni unutmayacağım, beni unutma
Dime que no es cierto
– Doğru olmadığını söyle
Y que este amor tan grande no se acabará
– Bu büyük aşk bitmeyecek


Hoy no me voy a dormir
– Bugün uyumayacağım
Para que al reloj no le pasen las horas
– Böylece saatler geçmeyecek
Sonrisas por fuera aunque por dentro lloras
– İçinde ağlamana rağmen dışarıda gülümsüyorsun
Yo voy a quedarme y tú te vas a ir (tú te vas a ir)
– Ben kalıyorum ve sen gidiyorsun (sen gideceksin)
¿Qué más te puedo decir?
– Sana başka ne söyleyebilirim?
Si el primer amor durara para siempre
– İlk aşk sonsuza denk sürecekse
Sobrarán recuerdos, faltará tenerte
– Çok fazla anı olacak, sana sahip olmak eksik olacak
Dejas una historia en mí por escribir
– Yazmam için bir hikaye bırakıyorum
Si yo te quiero, te quiero y te quiero
– Eğer seni seviyorsam, seni seviyorum
Y por tu culpa, febrero me duele de más
– Şubatın bu kadar çok acıtması senin suçun
¿Dónde guardaré este amor si tú te vas?
– Eğer gidersen bu aşkı nerede tutacağım?
Si no es mentira que te echo de menos
– Eğer yalan değilse özlüyorum, seni özlüyorum
Si yo no te echo de menos, te extraño de más
– Seni özlemiyorsam, daha çok özlüyorum
Y aunque sé muy bien que tú no volverás
– Ve geri dönmeyeceğini çok iyi bilsem de
¿Cómo pretendo no echarte de menos si te amé de más?
– Seni özlemiyormuşum gibi davranıyorum seni daha çok sevseydim?

Más te amo, menos tiempo, más te alejas, más lo siento
– Daha çok seviyorum, daha az zaman, daha fazla üzgünüm
Restas tus ojos cafés, pero le sumas sufrimiento
– Kahve rengi gözlerine düşüyor, ama sen acı çekiyorsun
Más besos imaginarios, más peleo en solitario
– Daha hayali öpücükler, daha fazla tek mücadele
Yo estoy mal, pero te miento más de lo que es necesario
– Ben kötüyüm ama sana yalan söylüyorum daha fazla gerekli

Cómo le explico a tu diario
– Günlüğüne nasıl açıklayabilirim
Que yo ya me he acabado el abecedario
– Alfabeyi zaten bitirdim.
Por llorar canciones que te escribo a diario
– Günlüğüne yazdığım şarkılar için ağlıyorum.
Quererte más, imposible, soñarte es involuntario
– Seni sevmek daha imkansız, gönülsüz sanatım
Un amor que es irreversible
– Geri dönüşü olmayan bir aşk
No lo borra ni los meses ni los años
– Aylar ve yıllar silinmez
Yo te extraño, te extraño con locura
– Seni özlüyorum, seni delice özlüyorum
Y no hay cura para esta historia de un amor extraordinario
– Ve tedavisi yok bu olağanüstü bir aşkın hikayesi
Y que le siga un par de besos
– Sana bir çift öpücük vereceğim.
Te quiero por dentro con cada hueso
– Seni içindeki her bir kemikle seviyorum
Y, si tú me quieres, no me digas lo contrario
– Ve eğer beni seviyorsan bana başka türlü söyleme

Que no volveré, que no volverás
– Geri dönmeyeceğim, geri dönmeyeceksin
Que después de un Sol no te veré más
– Güneşten sonra, seni daha görmeyeceğim
Dime que es mentira, que me lo soñé
– Yalansa söyle hayalini kurdum,
Que tú ya no te vas
– Artık gitmediğinin

Que, a partir de hoy, todo es recordar
– Bugünden itibaren, her şey hatırlanır
No te olvidaré, no me olvidarás
– Seni unutmayacağım, beni unutma
Dime que no es cierto
– Doğru olmadığını söyle
Y que este amor tan grande no se acabará
– Bu büyük aşk bitmeyecek


Hoy no me voy a dormir
– Bugün uyumayacağım
Para que al reloj no le pasen las horas
– Böylece saatler geçmeyecek
Sonrisas por fuera aunque por dentro lloras
– İçinde ağlamana rağmen dışarıda gülümsüyorsun
Yo voy a quedarme y tú te vas a ir (tú te vas a ir)
– Ben kalıyorum ve sen gidiyorsun (sen gideceksin)
¿Qué más te puedo decir?
– Sana başka ne söyleyebilirim?
Si el primer amor durara para siempre
– İlk aşk sonsuza denk sürecekse
Sobrarán recuerdos, faltará tenerte
– Çok fazla anı olacak, sana sahip olmak eksik olacak
Dejas una historia en mí por escribir
– Yazmam için bir hikaye bırakıyorum
Si yo te quiero, te quiero y te quiero
– Eğer seni seviyorsam, seni seviyorum
Y por tu culpa, febrero me duele de más
– Şubatın bu kadar çok acıtması senin suçun
¿Dónde guardaré este amor si tú te vas?
– Eğer gidersen bu aşkı nerede tutacağım?
Si no es mentira que te echo de menos
– Eğer yalan değilse özlüyorum, seni özlüyorum
Si yo no te echo de menos, te extraño de más
– Seni özlemiyorsam, daha çok özlüyorum
Y aunque sé muy bien que tú no volverás
– Ve geri dönmeyeceğini çok iyi bilsem de
¿Cómo pretendo no echarte de menos si te amé de más?
– Seni özlemiyormuşum gibi davranıyorum seni daha çok sevseydim?

Más te amo, menos tiempo, más te alejas, más lo siento
– Daha çok seviyorum, daha az zaman, daha fazla üzgünüm
Restas tus ojos cafés, pero le sumas sufrimiento
– Kahve rengi gözlerine düşüyor, ama sen acı çekiyorsun
Más besos imaginarios, más peleo en solitario
– Daha hayali öpücükler, daha fazla tek mücadele
Yo estoy mal, pero te miento más de lo que es necesario
– Ben kötüyüm ama sana yalan söylüyorum daha fazla gerekli

Cómo le explico a tu diario
– Günlüğüne nasıl açıklayabilirim
Que yo ya me he acabado el abecedario
– Alfabeyi zaten bitirdim.
Por llorar canciones que te escribo a diario
– Günlüğüne yazdığım şarkılar için ağlıyorum.
Quererte más, imposible, soñarte es involuntario
– Seni sevmek daha imkansız, gönülsüz sanatım
Un amor que es irreversible
– Geri dönüşü olmayan bir aşk
No lo borra ni los meses ni los años
– Aylar ve yıllar silinmez
Yo te extraño, te extraño con locura
– Seni özlüyorum, seni delice özlüyorum
Y no hay cura para esta historia de un amor extraordinario
– Ve tedavisi yok bu olağanüstü bir aşkın hikayesi
Y que le siga un par de besos
– Sana bir çift öpücük vereceğim.
Te quiero por dentro con cada hueso
– Seni içindeki her bir kemikle seviyorum
Y, si tú me quieres, no me digas lo contrario
– Ve eğer beni seviyorsan bana başka türlü söyleme

Pero lo que más me duele
– Ama beni en çok acıtan şey
Es quedar segundo si te vi primero
– Seni ilk gördüysem ikinci olmak
Entregarlo todo y quedarme con cero
– Her şeyi ver, sıfırla ve kal
Por sumarle aniversarios
– Bir aşka yıl dönümleri eklemek için
A un amor que siempre será pasajero
– Bu her zaman iyi olacak
Si yo te quiero, te quiero y te quiero
– Eğer seni seviyorsam, seni seviyorum
Y por tu culpa, febrero me duele de más
– Şubatın bu kadar çok acıtması senin suçun
¿Dónde guardaré este amor si tú te vas?
– Eğer gidersen bu aşkı nerede tutacağım?
Si no es mentira que te echo de menos
– Eğer yalan değilse özlüyorum, seni özlüyorum
Si yo no te echo de menos, te extraño de más
– Seni özlemiyorsam, daha çok özlüyorum
Y aunque sé muy bien que tú no volverás
– Ve geri dönmeyeceğini çok iyi bilsem de
¿Cómo pretendo no echarte de menos si te amé de más?
– Seni özlemiyor muşum gibi davranıyorum seni daha çok sevseydim?
No te has ido y ya te extraño de más
– Henüz gitmedin ve seni daha çok özledim
Yo no te olvidaré jamás
– Seni unutmayacağım.
Yo no te olvidaré jamás
– Seni unutmayacağım.
Tú júrame que volverás
– Yemin ederim geri döneceksin
No te has ido y ya te extraño de más
– Henüz gitmedin ve seni daha çok özledim
Yo no te olvidaré jamás
– Seni unutmayacağım.
Yo no te olvidaré jamás
– Seni unutmayacağım.
Tú júrame que volverás
– Yemin ederim geri döneceksin
Si yo te quiero, te quiero y te quiero
– Eğer seni seviyorsam, seni seviyorum
Y por tu culpa, febrero me duele de más
– Şubatın bu kadar çok acıtması senin suçun
¿Dónde guardaré este amor si tú te vas?
– Eğer gidersen bu aşkı nerede tutacağım?
Si no es mentira que te echo de menos
– Eğer yalan değilse özlüyorum, seni özlüyorum
Si yo no te echo de menos, te extraño de más
– Seni özlemiyorsam, daha çok özlüyorum
Y aunque sé muy bien que tú no volverás
– Ve geri dönmeyeceğini çok iyi bilsem de
Y aunque yo sé que todas las historias tienen su final
– Ve tüm hikayelerin sonu olduğunu bilmeme rağmen
Ya no me pidas que de ti me olvide, que no soy capaz
– Artık seni unutmamı isteme çünkü yapamam
¿Cómo pretendo no echarte de menos si te amé de más?
– Seni özlemiyormuşum gibi davranıyorum

Pero lo que más me duele
– Ama beni en çok acıtan şey
Es quedar segundo si te vi primero
– Seni ilk gördüysem ikinci olmak
Entregarlo todo y quedarme con cero
– Her şeyi ver, sıfırla ve kal
Por sumarle aniversarios
– Bir aşka yıl dönümleri eklemek için
A un amor que siempre será pasajero
– Bu her zaman iyi olacak
Si yo te quiero, te quiero y te quiero
– Eğer seni seviyorsam, seni seviyorum
Y por tu culpa, febrero me duele de más
– Şubatın bu kadar çok acıtması senin suçun
¿Dónde guardaré este amor si tú te vas?
– Eğer gidersen bu aşkı nerede tutacağım?
Si no es mentira que te echo de menos
– Eğer yalan değilse özlüyorum, seni özlüyorum
Si yo no te echo de menos, te extraño de más
– Seni özlemiyorsam, daha çok özlüyorum
Y aunque sé muy bien que tú no volverás
– Ve geri dönmeyeceğini çok iyi bilsem de
¿Cómo pretendo no echarte de menos si te amé de más?
– Seni özlemiyor muşum gibi davranıyorum seni daha çok sevseydim?
No te has ido y ya te extraño de más
– Henüz gitmedin ve seni daha çok özledim
Yo no te olvidaré jamás
– Seni unutmayacağım.
Yo no te olvidaré jamás
– Seni unutmayacağım.
Tú júrame que volverás
– Yemin ederim geri döneceksin
No te has ido y ya te extraño de más
– Henüz gitmedin ve seni daha çok özledim
Yo no te olvidaré jamás
– Seni unutmayacağım.
Yo no te olvidaré jamás
– Seni unutmayacağım.
Tú júrame que volverás
– Yemin ederim geri döneceksin
Si yo te quiero, te quiero y te quiero
– Eğer seni seviyorsam, seni seviyorum
Y por tu culpa, febrero me duele de más
– Şubatın bu kadar çok acıtması senin suçun
¿Dónde guardaré este amor si tú te vas?
– Eğer gidersen bu aşkı nerede tutacağım?
Si no es mentira que te echo de menos
– Eğer yalan değilse özlüyorum, seni özlüyorum
Si yo no te echo de menos, te extraño de más
– Seni özlemiyorsam, daha çok özlüyorum
Y aunque sé muy bien que tú no volverás
– Ve geri dönmeyeceğini çok iyi bilsem de
Y aunque yo sé que todas las historias tienen su final
– Ve tüm hikayelerin sonu olduğunu bilmeme rağmen
Ya no me pidas que de ti me olvide, que no soy capaz
– Artık seni unutmamı isteme çünkü yapamam
¿Cómo pretendo no echarte de menos si te amé de más?
– Seni özlemiyormuşum gibi davranıyorum

Rigoberta Bandini , In Spain We Call It Soledad Şarkı Sözleri ve Türkçe Anlamları

Soledad…
– Yalnızlık
Fue una noche sin estrellas,
– Yıldızsız bir geceydi
Cuando al irte me dejaste,
– Gittiğinde
Tanta pena y tanto mal.
– Bana bu kadar acı ve zarar bırakıp

Soledad…
– Yalnızlık
Desde el dia en que te fuiste
– Gittiğin günden beri
En el prubelo solo existe
– Köyde yalnızca
Un silencio conventual
– Bir sessizlik vardı

Soledad…
– Yalnızlık
Los arrollos estan secos,
– Irmaklar kuru
Y en las calles hay mil ecos,
– Ve caddelerde binlerce yankı
Que te gritan sin cesar.
– Sürekli sana bağıran

Soledad…
– Yalnızlık
Vuelve ya,
– Geri gel
A quitar con tus canciones
– Şimdi geri gel
Para siempre los crespones
– Şarkılarınla sonsuza kadar silmek için
Que ensombrecen mi solar
– Güneşimi bulanıklaştıran pusu

Soledad…
– Yalnızlık
Vuelve ya,
– Geri gel
Vuelve ya, mi Soledad.
– Geri gel, yalnızlığım

İNGİLİZCE C HARFİ EN ÇOK KULLANILAN KELİMELER

Cage = kafes

Cake = pasta

Calculation = hesaplama

Clendar = takvim

Calf=: buzağı

Call = çağırmak

Calm = sakin

Camera = kamera

Camp =  kamp yapmak

Camp = kamp

Campaign = kampanya

Campus = kampus

Can = -ebilmek, yapabilmek

Cancel = iptal etmek

Cancer = kanser

Candidate= aday

Candy = candy

Cap = kap

Capacity = kapasite

Capital = Başkent

Capital = sermaye

Captain = kaptan

Capture = yakalamak

Car = araba

Care= bakım

Care = bakım 

Career = kariyer

Careful = dikkatli

Careless = dikkatsiz

Carpenter = marangoz

Carpet = halı

Carrot = havuç

Carry = taşımak

Carry-on = sürdürmek

Carry-on = devam eden

Case = dava

Cash = nakit

Cashier = kasiyer

Cast = oyuncular

Castle = kale

Cat = kedi

Catalog = katalog

Catch = yakalamak

Catch = yakalama

Catcher = yakalayıcı

Category = kategori

Cattle = sığır

Cause = neden

Caution = Dikkat

Cave = mağara

Cease = durdurmak

Ceiling = tavan

 

Celebration = kutlama

Cell = hücre

Cent = sent

Center = merkez

Central = merkezi

Century = yüzyıl

Ceremony = tören

Certainly = kesinlikle

Certainty = kesinlik

Chain = zincir

Chain = zincirlemek

Chair = sandalye

Challenge = meydan okuma

Challenge = meydan okuma

Chamber = oda

Champion = şampiyon

Championship = şampiyonluk

Chance = şans

Change = değiştirmek

Change = değiştirme

Channel = kanal

Chaos = kaos

Characteristic = karakteristik

Characteristic = karakteristik

Charity = yardımlaşma

Charming = büyüleyici

Chart = grafik

Chase = kovalamak

Chat= sohbet

Cheap = ucuz

Check = çek

Cheek = yanak

Cheerful = neşeli

Cheese = peynir

Chemistry = kimya

Chest = göğüs

Chew = çiğnemek

Chicken = tavuk

Child = çocuk

Children = çocuklar

Chilly = soğuk

Chin = çene

Chip = yonga

Chocolate = çikolata

Choice = seçim

Choke = boğmak

Choose = seç

Chop = doğrama

Christmas = Noel

Church = kilise

Circle = daire

Circumstance = durum

Citation = alıntı

Citizen = vatandaş

City = şehir

Claim = iddia

Clap = kapamak

Clap = alkışlamak

Clarify = açıklamak

Class = sınıf

Classic = klasik

Classic = klasik

Classify = sınıflandırmak

Clause = madde

Clay = kil

Clean = temiz

Clean = temizlemek

Clear = açık

Clear = açık

Clover =zekice

Click = tıkla

Cliff = uçurum

Climate = iklim

Climb = tırmanmak

Clinic = klinik

Clock = saat

Close = kapat

Close = kapat

Close = yakın

Closet = klozet

Cloth = kumaş

Clothes =giysiler

Clothing = giyim

Cloud = bulut

Cloud = bulut

Cloudy = bulutlu

Club = kulüp

Coach = koçluk etmek

Coach = koç

Coal = kömür

Coast = sahil

Coast = kıyı

Coat = ceket

Cockpit =pilot kabini

Code = kod

Coffee = kahve

Coherent = tutarlı

Coin = para

Cold = soğuk

Cold = soğuk

Cold front = soğuk hava kitlesi

Collapse = çökmek

CCollapse = çökmek

Collar = yaka

Collect = toplamak

Collection = koleksiyon

College = kolej

Color = renk

Color = renklendirmek

Column = sütun

Comb = taramak

Comb = tarak

Combination = kombinasyon

Combine = birleştirmek

Come = gelmek

Comedy = komedi

Comfort = rahatlık

Comment yorum

Comment = comment

Commercial = ticari

Commission = komisyon

Commit = taahhüt

Committee = komite

Common = ortak

Common-law = Genel hukuk

Communicate = iletişim kurmak

Communication = iletişim

Community = toplum

Commute = hafifletmek

Company = şirket

Compare = karşılaştırmak

Compassion = merhamet

Complaint = şikayet

Complete = tam

Complete = tamamlamak

Completion = tamamlama

Complex = karmaşık

Complicate = karışık

Complicated = karmaşık

Component = bileşen

Computer = bilgisayar

Concentrate = konsantre olmak

Concentration = konsantrasyon

Concept = kavram

Concern = endişe

Concern = endişe

Concert = konser

Conclude = sonuçlandırmak

Conclusion = Sonuç

Concrete = beton, somut

Concrete = somutlaştırmak

Condition = durum

Conduct = davranmak

Conduct = davranış

Conference = konferans

Confidence = güven

Confident = kendine güvenen

Confine = sınırlandırmak

Confirm = onaylamak

Conflict = çatışma

Conflict = çatışma

Connection = bağlantı

Connection = bağ

Conscience = vicdan

Conscious = bilinçli

Consent = onay

Consider = düşünmek

Considerable = önemli

Consideration = düşünce

Consist = oluşmak

Consistent = tutarlı

Constant = sabit

Constantly = sürekli

Constitution = anayasa

Construct = inşa etmek

Construction = inşaat

Consult = danışmak

Consumer = tüketici

Consumer goods = tüketim malları

Contact = kontak

Contact = iletişim

Contagious = bulaşıcı

Contain = içermek

Container = konteyner

Contaminant = kirletici madde

Contamination = bulaşma

Contemporary = çağdaş

Content = içerik

Contentment = hoşnutluk

Contest = yarışma

Context = bağlam

Continent = kıtasal

Continually = sürekli olarak

Continue = devam etmek

Continuous = sürekli

Continuously = devamlı olarak

Contract = sözleşme

Contrast = kontrast

Contrast  = karşılaştırmak

Contribute =  katkıda bulunmak

Convenient = uygun

Conversation = konuşmacı

Convert = dönüştürmek

Convince = ikna etmek

Cook = pişirmek

Cook = aşçı

Cookie = çerez, kurabiye

Cooperate = işbirliği yapmak

Cooperation = işbirliği

Cope = başa çıkmak

Copy = kopya

Copy = kopyalamak

Copyright = telif hakkı

Core = çekirdek

Core = çekirdek

Corn = mısır

Corner = köşe

Corporate = kurumsal

Corporation = şirket

Correct = doğru

Correct = doğru

Correspond = karşılık gelmek

Cost = maliye

Cottage = yazlık

Cotton = pamuk

Cough = öksürmek

Council = meclis

Count = saymak

Country = ülke

Couple = çift

Courage = cesaret

Courageous = cesur

Course = kurs

Court = mahkeme

Cousin = hala kızı

Cover = kapak

Cover = kapak

Cover letter = ön yazı

Crack = çatlak

Craft = zanaat

Crash = kaza

Crazy = deli

Cream = krem

Create = yaratmak

Creative = yaratıcı

Creature = yaratık

Credit = kredi

Credit = kredi vermek

Crew = mürettebat

Crime = suç

Criminal = ceza

Crisis = kriz

Crisp = berrak

Cruel = acımasız

Crutch = koltuk değneği

Curiosity = merak

Currency = para birimi

Cynical = alaycı

 

İNGİLİZCE A HARFİ EN ÇOK KULLANILAN KELİMELER

Abandon = terk etmek, bırakmak

Ability = hüner, beceri

About = hakkında

Above = üstünde, üzerine

Abroad = yurtdışında

Absence = yokluk

Absolutely = mutlaka, kesinlikle

Abuse = suistimal etmek

Accept = kabul etmek

Access = giriş, erişim, erişmek

Accident = kaza

Accompany = eşlik etmek

Accomplish = başarıyla tamamlamak, sonuçlandırmak

Account = hesap

Accurate = kesin,doğru

Accuse = suçlamak

Achieve = elde etmek, başarmak

Action = aksiyon

Active = etkin, faal

Actually = aslında

Adapt = uymak, adapte olmak

Add = eklemek, ilave etmek

Addition = ilave

Adequate = yeterli

Adjust = ayarlamak

Adjustment = ayarlama

Administration = idare, yönetim

Administrator = idareci, yönetici

Admire = hayran olmak

Admission = kabul, itiraf

Admit = kabul etmek, itiraf etmek

Adolescent = ergen

Adopt = evlat edinmek

Adult =yetişkin

Advance =  ilerlemek

Advice = tavsiye,nasihat

Advise = nasihat etmek ,öğütlemek

Adviser = müşavir , danışmak

Advocate = avukat

Afford =parası yetmek

Afraid = korkmuş , ürkmüş

After =sonra

Afternoon =öğleden sonra

Against =karşı, aykırı

Aggressive = kavgacı , agreesif

Ago = önce

Agreement =anlaşma, mutbakat

Agriculture = tarım, ziraat

Ahead = ileride, ileri

Aid = yardım etmek

Aim =  amaç, hedef

Air = hava

Airport = havalimanı

Alcohol = alkol

Alliance = antlaşma, ittifak

Allow = izin vermek

Ally = müttefik

Almost = hemen hemen, neredeyse

Alone = yalnız

Along = boyunca

Also = ayrıca

Always = daima

Amazing – şaşırtıcı

Among – arasında

Analysis – analiz

Ancient – antik

And – ve

Anger = öfke

Angle = açı

Angry = kızgın, sinirli

Animal = hayvan

Anniversary = yıldönümü

Announce = duyurmak

Annual = yıllık

Another = öbür, başka

Answer = cevap

Anticipate = beklemek

Anymore = artık

Anyone = hiç kimse

Anyway = neyse, her neyse

Anywhere = her yer, herhangi bir yer

Apart = ayrı

Apartment = daire

Apparent = görünür

Apparently = anlaşılan

Appeal = başvurmak

Appear = görünmek

Appearance = görünüş

Apple = elma

Application = uygulama

Apply = başvurmak

Appoint = atamak

Appointment =  atama

Appreciate = değerini artırmak

Approach = yaklaşım

Appropriate = el koymak

Approval = onay

Approve = kabul etmek, onaylamak

Approximately = aşağı yukarı

Architect = mimar

Area = alan, bölge

Argue = tartışmak

Argument = argüman, sav

Arm = kol

Armed = ateşli, silahlı

Army = ordu

Around = etrafında, çevresinde

Arrange = ayarlamak, düzenlemek

Arrangement = düzenleme, ayarlama

Aarrest = tutuklamak

Arrival = gelme, geliş

Arrive = ulaşma

Art = sana

Article = kale

Aside = ayrı

Ask = sormak

Asleep = uyuşuk

Aspect = görünüş

Assault = saldırmak

Assert = iddia etmek

Assess = değer biçmek

Assessment = değerlendirme

Asset = varlık

Assign = atamak

Assignment = atama

Assist = yardım etmek

Assistance = yardım

Associate = birleştirmek

Association = birlik

Assume =  varsaymak

Assumption =  varsayım

Assure = garanti etmek

Atmosphere = atmosfer

Attach = eklemek

Attack = saldırmak

Attempt = girişimde bulunmak

Attend = katılmak

Attention = ilgi

Attitude = tavır

Attorney = avukat

Attract = cezbetmek

Attractive =  cazibeli

Attribute = bağlamak, atfetmek

Audience =   seyirci

Author = yazar

Authority = otorite, yetki

Available = müsait, mevcut, uygun

Average = ortalama

Avoid = kaçınmak, önlemek

Award = ödül

Aware = farkında

Awareness = farkındalık

Away = uzak, uzakta

Awful = berbat, rezil

İNGİLİZCE B HARFİ EN ÇOK KULLANILAN KELİMELER

Baby = bebek

Back = arka

Background = artalan, arka fon

Backpack = sırt çantası

Bad = kötü

Badly = kötü bir şekilde

Bag = çanta

Bake = pişirmek

Balance = denge

Ball = top

Band = müzik grubu

Bank = banka

Barely = zar zor

Basic = esas, temel

Basically = temelde

Basket = sepet

Bathroom = banyo

Battery = pil

Battle = savaş

Beach = plaj

Bean = fasulye

Bear = ayı

Beautiful = güzel

Because = çünkü

Become = olmak, haline gelmek

Bed = yatak

Bedroom = yatak odası

Beer = bira

Before = önce

Begin = başlamak

Beginning = başlangıç

Belief = inanç

Believe = inamak

Belong = ait omak

Below = aşağısnda

Best = en iyi

Bet = iddia, iddiaya girmek

Better = daha iyi

Between = arasında

Big = büyük

Bird = kuş

Birth = doğum

Birthday = doğum günü

Blame = ayıplamak, suçlamak

Blanket = battaniye

Blind = kör

Blood = kan

Blue = mavi

Body = vücut

Book = kitap

Border = sınır

Borrow = ödünç almak

Boss = patron

Bottle = şişe

Bowl = kase, tas

Box = kutu

Boyfriend = erkek arkadaş, sevgili

Brain =  beyin

Bread = ekmek

Break = kırmak

Breakfast = kahvaltı

Breast = göğüs

Breathe = nefes almak

Bridge =  köprü

Bright = parlak

Broken = bozuk, kırık

Brother = erkek kardeş

Brown = kahverengi

Brush = fırça, fırçalamak

Budget = bütçe

Build = inşa etme

Building = bina

Bullet = mermi

Burn = yakmak, yanmak

Bus = otobüs

Business =

Busy = meşgul

Button = düğme, buton

Buy = satın almak

Buyer = alıcı

Soap &Skin Me And The Devil Şarkı Sözleri ve Türkçe Anlamları

 

Early this morning 
-Bu sabah erken 

When you knocked upon my door 
-Kapımı çaldığında 

Early this morning 
-Bu sabah erken 

When you knocked upon my door 
-Kapımı çaldığında                                                   

And I said hello Satan, ah

-Ve selam Şeytan dedim.                                                                                    Ibelieve it is time to go 
-İnanıyorum gitme zamanı 

Me and the devil walkin’ side by side 
-Ben ve şeytan yan yana yürüyoruz 

Me and the devil walking side by side                                                      
-Ben ve şeytan yan yana yürüyor.

And I’m gonna see my man 
-Ve adamımı göreceğim 

Until I get satisfied   

-Memnun olana kadar                                                                                 

See, see, you don’t see why 
-Bak, bak, neden görmüyorsun 

And you would dog me ’round
-Ve sen bana köpek sürersin

See, don’t see why 
-Bak, nedenini anlama 

People dog me around 
-İnsanlar beni etrafta gezdiriyor 

It must be that old evil spirit 
-O eski kötü ruh olmalı 

So deep down in your ground

-Yerin derinlerinde                                                           

You may bury my body 
-Vücudumu gömebilirsin 

Down by the highway side 
-Otoyol kenarında 

You may bury my body 
-Vücudumu gömebilirsin 

Down by the highway side                                                                         
-Otoyol kenarında

So my old evil spirit                                                                                      
-Yani benim eski kötü ruhum

Can Greyhound bus that ride 
-Can Greyhound otobüs yolculuğu 

So my old evil spirit 
-Yani benim eski kötü ruhum 

Can Greyhound bus that ride 
-Can Greyhound otobüs yolculuğu 

Justice Carradine – Limbo Şarkı Sözleri ve türkçe anlamları

 

Justice Carradine – Limbo

 

I’m the space between the walls 

-Ben duvarlar arasındaki boşluğum 

The halls that no ones running through                                                              

-Kimsenin geçmediği salonlar 

They lead nowhere at all 

-Hiçbir yere gitmiyorlar 

Just a face, in a mirror 

-Sadece bir yüz, aynada 

In an empty room                                                                                         

-Boş bir odada

I keep on running and running 

-Koşmaya ve koşmaya devam ediyorum 

From the things I’m becoming                                                                          

-Olduğum şeylerden 

Man this shit’s so depressing 

-Adamım bu bok çok iç karartıcı 

‘Least it’s better than nothing                                                                         

-‘En azından hiç yoktan iyidir 

I’ve been patiently waiting                                                                       

-Sabırla bekliyordum 

Every breath suffocating me now                                                                    

-Şimdi her nefes beni boğuyor

It feels like I’m in limbo, limbo 

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo 

It feels like I’m in limbo, limbo 

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo 

Just follow where the wind blow, wind blow 

-Sadece rüzgarın esdiği yeri takip et, rüzgar esiyor 

It feels like I’m in, it feels like I’m in                                           

-İçerideymişim gibi, içerideymişim gibi geliyor

It feels like I’m falling out the sky 

-Gökyüzünden düşüyormuşum gibi geliyor 

Can’t tell the difference between night and day                                        

-Gece ve gündüz arasındaki farkı söyleyemem 

Either way, I can’t decide                                                                              

-Her iki şekilde de karar veremiyorum 

I’m only happy when it rains on me                                                            –Sadece üzerime yağmur yağdığında mutluyum

So what you wanna do? 

-Peki ne yapmak istiyorsun? 

I know you feel it too                                                                               

-Sende hissettiğini biliyorum 

What you wanna do?                                                                                    

-Ne yapmak istiyorsun? 

It feels like I’m in                                                                         

-İçindeymişim gibi geliyor 

It feels like I’m in

-İçindeymişim gibi geliyor

It feels like I’m in limbo, limbo 

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo 

It feels like I’m in limbo, limbo                                                                            

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo 

Just follow where the wind blow, wind blow                                                    

-Sadece rüzgarın esdiği yeri takip et, rüzgar esiyor 

It feels like I’m in, it feels like I’m in                                                             

-İçerideymişim gibi, içerideymişim gibi geliyor

It feels like I’m in limbo, limbo                                                                              

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo 

It feels like I’m in limbo, limbo                                                                      

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo 

Just follow where the wind blow, wind blow                                                          

-Sadece rüzgarın esdiği yeri takip et, rüzgar esiyor 

It feels like I’m in, it feels like I’m in                                                              

-İçerideymişim gibi, içerideymişim gibi geliyor

I keep on running and running 

-Koşmaya ve koşmaya devam ediyorum 

From the things I’m becoming 

-Olduğum şeylerden 

Man this shit’s so depressing 

-Adamım bu bok çok iç karartıcı 

‘Least it’s better than nothing 

-‘En azından hiç yoktan iyidir 

I’ve been patiently waiting                                                                               

-Sabırla bekliyordum 

Every breath suffocating me now

-Şimdi her nefes beni boğuyor

It feels like I’m in limbo, limbo                                                                      

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo 

It feels like I’m in limbo, limbo 

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo 

Just follow where the wind blow, wind blow 

-Sadece rüzgarın esdiği yeri takip et, rüzgar esiyor 

It feels like I’m in, it feels like I’m in

-İçerideymişim gibi, içerideymişim gibi geliyor

It feels like I’m in limbo, limbo 

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo 

It feels like I’m in limbo, limbo                                                                

 

-Limbodaymışım gibi geliyor, limbo  

Just follow where the wind blow, wind blow                                                   

 

-Sadece rüzgarın esdiği yeri takip et, rüzgar esiyor 

It feels like I’m in, it feels like I’m in                                                            

 

-İçerideymişim gibi, içerideymişim gibi geliyor

 

 

 

 

 

 

 

Paloma Ford – Nights I Cry şarkı sözleri ve türkçe anlamları

Lookin’ back on how many nights I cried 

-Geri dönüp kaç gece ağladığımı 

All the moons you weren’t by my side                                            

-Yanımda olmadığınız tüm uydular 

All the pain you put into my life 

-Hayatım boyunca koyduğun tüm acı 

I thought that we were in this for life

-Hayat boyu burada olduğumuzu sanıyordum

And it’s killin’ me 

-Ve bu beni öldürüyor 

How your love bring me to my knees                                                                     

-Aşkın beni dizlerime nasıl getiriyor? 

Bring me to my knees 

-Beni dizlerime getir 

Let these tears run, drip                                                                           

-Bırak bu gözyaşları kaçsın

All the nights I cried (all the nights I cried) 

-Ağladığım bütün geceler (ağladığım bütün geceler) 

All the nights I cried                                                                         

-Ağladığım bütün geceler 

All the nights I cried 

-Ağladığım bütün geceler 

Oh, oh                                                                                                          

-Oh, oh 

All the nights I cried 

-Ağladığım bütün geceler 

You looked me in my eyes                                                                        

-Bana gözlerimin içine baktın 

All the nights I cried 

-Ağladığım bütün geceler 

For you and I

-Sen ve ben için

Nigga, I got so much I could say 

-Nigga, söyleyebileceğim çok şey var 

But you hurtin’ me so bad (so bad)                                                           

-Ama sen beni çok üzüyorsun (çok kötü)

Now I need you out my way (out my way) 

-Şimdi sana yolumdan çıkmam lazım (yolumdan) 

You’re blockin’ a nigga brain (it’s insane)                                                         

-Bir zenci beynini bloke ediyorsun (deliriyor)

All the nights I cried (all the nights I cried) 

-Ağladığım bütün geceler (ağladığım bütün geceler) 

All the nights I cried 

-Ağladığım bütün geceler 

All the nights I cried 

-Ağladığım bütün geceler 

Oh, oh 

-Oh, oh 

All the nights I’ve cried                                                                    

-Ağladığım bütün geceler 

You look me in my eyes                                                                          

-Beni gözlerime bakıyorsun 

You lied                                                                                                  

-Yalan söyledin
How your love bring me to my knees (no, you never) 

-Aşkın beni dizlerime nasıl getiriyor (hayır, asla) 

(No, you never) bring me to my knees                                                 

 

-(Hayır, asla) beni dizlerime getir 

(No, you never) how your love bring me to my knees (no, you never) 

-(Hayır, asla) Sevginin beni dizlerime nasıl getirdiğini (hayır, asla) 

(No, you never) bring me to my knees 

-(Hayır, asla) beni dizlerime getir 

How your love bring me to my knees


-Aşkın beni dizlerime nasıl getiriyor?

 

 

 

 

 

 

 

Tiësto – Lose You feat. ILIRA şarkı sözleri ve türkçe anlamları

I don’t wanna lose you 

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself                                                                

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

I’ma lose myself 

-Kendimi kaybedeceğim 

I don’t wanna lose you 

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself 

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

I’ma lose myself

-Kendimi kaybedeceğim

And I know if I never let go, never let go, never let go 

-Ve biliyorum asla bırakmam, asla bırakmam, asla bırakmam 

Never let go 

-Asla Bırakma 

Yeah, I know we can never go back

-Evet, asla geri dönemeyeceğimizi biliyorum

I don’t wanna lose you 

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself                                                                

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

I’ma lose myself                                                                            

-Kendimi kaybedeceğim 

I don’t wanna lose you                                                                              

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself                                                               

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

I’ma lose myself                                                                              

-Kendimi kaybedeceğim

I don’t wanna lose you 

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself                                                               

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

I’ma lose myself 
-Kendimi kaybedeceğim 

I don’t wanna lose you                                                                       

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself                                                               

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

I’ma lose myself

-Kendimi kaybedeceğim

Hold me one last time 

-Beni son bir kez tut 

Always been like home to me                                                            

-Her zaman benim için ev gibiydi 

Thought I must have lost the key                                                    

-Anahtarı kaybetmiş olmam gerektiğini düşündüm 

Only, one last time                                                                          

-Sadece son bir kez 

Pour a drink and make it strong                                                              

-Bir içki dökün ve güçlendirin 

‘Cause tomorrow, I’ll be gone

-Çünkü yarın gideceğim

‘Fore I let you go, we got the night 

-Çünkü gitmene izin verdim, geceyi aldık 

Gotta let you know you got me like 

-Beni sevdiğini bilmene izin vermelisin 

Ooh, I’m like ooh                                                                                    

-Ooh, ooh gibiyim 

Ah-na-na-na-na, eh                                                                                 

-Ah-na-na-na-na, ha 

‘Fore I let you go, we got the night                                                  

-Çünkü gitmene izin verdim, geceyi aldık 

No one’s ever known my body like you                                              

-Kimse vücudumu senin gibi tanımıyor 

I’m like ooh                                                                                           

-Ooh gibiyim 

Ah-na-na-na-na, eh                                                                               

-Ah-na-na-na-na, ha

And I know if I never let go, never let go, never let go 

-Ve biliyorum ki asla bırakmam, asla bırakmam, asla bırakmam 

Never let go                                                                                       

-Asla bırakma 

Yeah, I know we can never go back                                                   

-Evet, asla geri dönemeyeceğimizi biliyorum

I don’t wanna lose you 

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself                                                           

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

I’ma lose myself                                                                             

-Kendimi kaybedeceğim 

I don’t wanna lose you 

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself                                                              

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

I’ma lose myself

-Kendimi kaybedeceğim

I don’t wanna lose you 

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself 

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 


I’ma lose myself                                                                            

-Kendimi kaybedeceğim 

I don’t wanna lose you                                                                       

-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself                                                          

-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

I’ma lose myself, baby                                                                

-Kendimi kaybedeceğim bebeğim

And I know if I leave you like that                                                         

 

-Ve seni böyle bırakıp bırakmadığımı biliyorum 

Leave you like that                                                                            

 

-Seni böyle bırak 

Yeah, I know we can never go back 


-Evet, asla geri dönemeyeceğimizi biliyorum 

Never go back 


-Sakın geri gitme 

I don’t wanna lose you 


-Seni kaybetmek istemiyorum 

But if I don’t, I’ma lose myself 


-Ama yapmazsam kendimi kaybedeceğim 

We can never go back


-Asla geri dönemeyiz