JELEEL! - DIVE IN! İngilizce Şarkı Sözleri ve Türkçe Çevirisi
CONNIE, are you fucking kidding me?
- CONNİE, benimle dalga mı geçiyorsun?
Yeah (Woah), yeah (Yeah)
- Evet (Woah), evet (Evet)
Yeah (Woah), yeah (Yeah)
- Evet (Woah), evet (Evet)
Yeah (Woah), yeah (Yeah)
- Evet (Woah), evet (Evet)
Yeah (Woah)
- Evet (Woah)
JELEEL!, yeah
- JELEEL!, evet
When I feel like rollin' up, I'ma slide in
- Yuvarlanmak istediğimde, içeri kayarım.
When I'm in my zonin', uh, start the violence
- Bölgemdeyken şiddeti başlat.
When I'm in the moment, uh, what's the timing? (Timing, timing)
- Ben o andayken, zamanlama nedir? (Zamanlama, zamanlama)
(CONNIE, are you fucking kidding me?) I'ma dive in (I'ma dive in)
- (CONNİE, benimle dalga mı geçiyorsun?) Dalıyorum (dalıyorum)
Soak up (Hoo, soak up), picked the flow up (Hoo, flow up)
- Emmek (Hoo, emmek), akışı aldı (Hoo, akış yukarı)
Froze up (Hoo, froze up), he just froze up (Hoo, froze up)
- Dondu (Hoo, dondu), o sadece dondu (Hoo, dondu)
Yeah, I'm colder, niggas like, "Polar"
- Evet, daha soğuğum, "Kutup" gibi zenciler.
Pick the dough up, throw it like a floater (Yeah)
- Hamuru topla, bir şamandıra gibi fırlat (Evet)
Killin' 'em (Woah), drillin' 'em (Yeah)
- Onları öldürmek (Woah), delmek (Evet)
Is you feeling sum'? (Woah) Feelin' numb (Feelin' numb)
- Toplamı hissediyor musun? (Woah) Hissizleşmek (Hissizleşmek)
It's time to go (Go), I'ma rise (Rise)
- Gitme vakti (Gitme), yükseleceğim (Yükselme)
In the show (Show), I'ma dive
- (Show) gösterisi, dalış, umurumda değil
When I feel like rollin' up, I'ma slide in
- Yuvarlanmak istediğimde, içeri kayarım.
When I'm in my zonin', uh, start the violence
- Bölgemdeyken şiddeti başlat.
When I'm in the moment, uh, what's the timing? (Timing, timing)
- Ben o andayken, zamanlama nedir? (Zamanlama, zamanlama)
I'ma dive in
- Dalın olayım
When I feel like rolling up, I'ma slide in
- Yuvarlanmak istediğimde, içeri kayacağım.
When I'm in my zonin', uh, start the violence
- Bölgemdeyken şiddeti başlat.
When I'm in the moment, uh, what's the timing? (Timing, timing)
- Ben o andayken, zamanlama nedir? (Zamanlama, zamanlama)
I'ma dive in (I'ma dive in, dive in, dive in)
- (Dalın olayım içinde, dalış, dalış)dalış olayım
- CONNİE, benimle dalga mı geçiyorsun?
Yeah (Woah), yeah (Yeah)
- Evet (Woah), evet (Evet)
Yeah (Woah), yeah (Yeah)
- Evet (Woah), evet (Evet)
Yeah (Woah), yeah (Yeah)
- Evet (Woah), evet (Evet)
Yeah (Woah)
- Evet (Woah)
JELEEL!, yeah
- JELEEL!, evet
When I feel like rollin' up, I'ma slide in
- Yuvarlanmak istediğimde, içeri kayarım.
When I'm in my zonin', uh, start the violence
- Bölgemdeyken şiddeti başlat.
When I'm in the moment, uh, what's the timing? (Timing, timing)
- Ben o andayken, zamanlama nedir? (Zamanlama, zamanlama)
(CONNIE, are you fucking kidding me?) I'ma dive in (I'ma dive in)
- (CONNİE, benimle dalga mı geçiyorsun?) Dalıyorum (dalıyorum)
Soak up (Hoo, soak up), picked the flow up (Hoo, flow up)
- Emmek (Hoo, emmek), akışı aldı (Hoo, akış yukarı)
Froze up (Hoo, froze up), he just froze up (Hoo, froze up)
- Dondu (Hoo, dondu), o sadece dondu (Hoo, dondu)
Yeah, I'm colder, niggas like, "Polar"
- Evet, daha soğuğum, "Kutup" gibi zenciler.
Pick the dough up, throw it like a floater (Yeah)
- Hamuru topla, bir şamandıra gibi fırlat (Evet)
Killin' 'em (Woah), drillin' 'em (Yeah)
- Onları öldürmek (Woah), delmek (Evet)
Is you feeling sum'? (Woah) Feelin' numb (Feelin' numb)
- Toplamı hissediyor musun? (Woah) Hissizleşmek (Hissizleşmek)
It's time to go (Go), I'ma rise (Rise)
- Gitme vakti (Gitme), yükseleceğim (Yükselme)
In the show (Show), I'ma dive
- (Show) gösterisi, dalış, umurumda değil
When I feel like rollin' up, I'ma slide in
- Yuvarlanmak istediğimde, içeri kayarım.
When I'm in my zonin', uh, start the violence
- Bölgemdeyken şiddeti başlat.
When I'm in the moment, uh, what's the timing? (Timing, timing)
- Ben o andayken, zamanlama nedir? (Zamanlama, zamanlama)
I'ma dive in
- Dalın olayım
When I feel like rolling up, I'ma slide in
- Yuvarlanmak istediğimde, içeri kayacağım.
When I'm in my zonin', uh, start the violence
- Bölgemdeyken şiddeti başlat.
When I'm in the moment, uh, what's the timing? (Timing, timing)
- Ben o andayken, zamanlama nedir? (Zamanlama, zamanlama)
I'ma dive in (I'ma dive in, dive in, dive in)
- (Dalın olayım içinde, dalış, dalış)dalış olayım